YiTiRiLMiŞ Ne VaRSa

Mavinin her tonunda kaybolmak isterken, siyaha esir olmaktan yoruldum

°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°

27/12/2008 - Sevdamı Yüreğine Yazarak Geliyorum

Kategori: Siir




Yürüyorum ol aşkı imkânsızın peşinden
Deli poyraz misali kızarak geliyorum
Uyandıramadım cananı bensiz düşünden
Kar gibi, tipi gibi tozarak geliyorum

Bir türlü baharı gelmeyen kara kışımla
Aklar düşen saçımla, kirpiğimle, kaşımla
Senli sevdaya akıttığım son gözyaşımla
Gözlerinden gönlüne sızarak geliyorum

Alev alev yandığım sevdanın narlarına
Sular serptim yüreğimin kızıl korlarına
Bu aşkta gülmeyen yüzümün bozkırlarına
Gözyaşlarımla izler kazarak geliyorum

Anka kuşu misali küllerimden doğarak
Yeşerttiğim sevdamla ayrılığı boğarak
Sevdiğim canözümü de yanıma alarak
Feleğin oyununu bozarak geliyorum

Yüreğinden öpüp, bıraktığım selamımla
İsmini dilinden düşürmeyen kelamımla
Leyla-mecnun sevisi dolu, can kalemimle
Sevdamı yüreğine yazarak geliyorum


 

 

Saklı Düşlerim





Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/8/2008 - Siyah Gözlerine Beni de Götür

Kategori: Siir




_siyah_gozlerine_benide_gotur - seyfullah_kartal_

 

Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorum.

 


Pembe uçurtmalar yolladığından beri
Sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
Turnalar gidiyor; ben kalıyorum

 


Avareyim,
asudeyim,
yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanlıkları
Yitik düşlerimi kovalıyorum
Gölgeler gidiyor; ben kalıyorum.

 


Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür
Baharın koynundan koparıp sana
İpek bir mendile sardığım yüreğimle
Şehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kalıyor; ben gidiyorum.

 


Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
Kaptanları sorgulayan
Yanından geçen küheylanların
Korku tufanına yakalandığı
Siyah gözlerine beni de götür
Güneş ülkesinden gelen yiğitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat, ayrılığın boynunu vursun.

 


Usul usul intizarı çürüten
Bu hercai diken, bu çılgın arzu
Sürüklüyor imkansız muştuların
Eşiğine gönül vadilerini
Bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
Düşüyorum tanyerine
Ya topla yaralı kırlangıçları
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür.

 

 



Nurullah Genç

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/8/2008 - Kelimelerime hüzün çöktü...

Kategori: Siir



Kelimelerime hüzün çöktü,
ve anlatamadım yine
sen olan yanımı. . .




Adının geçtiği yerlerde takılı kaldı gözlerim
buruk bir acı geçip gitti yüreğime ilişerek
sessizce bir iç çekiş bıraktı geriye. . .

 



Bilmedin!
ne çok isterdim;
kirpiğimden” sen” diye akanları görmeni,
gözlerinin içine bakıp “yüreğimdeki seni” anlatmayı
“belki de yanıldım” diyebilmeyi,
gizlerimi yerleştirip kelimelerime
sana –susmamayı- öyle çok istedim ki. . .

 



gecenin en koyu halinde,
düşüncelerimin çıkmazında tökezliyorum yine. . .
Karar/sızım, kararsızlığım
usul usul acıtıyor içimi. .
öyle korkular sardı ki yüreğimi,
ve öyle çok sorular meşgul etti ki beynimi
hepsi cevapsız ve her biri karışık.
“Senden, sevginden ötesi yok” diyorum
susuşlar alıyor sözcüklerin yerini. .


 


“Sürurum”
“yaralarıma ilaç olanım”
zaman ilaç derdik
ve gülüp geçerdik ya gidenlerin ardından
zamanıma seni de kattım
bilemeden. . .



şimdiyse,
ilacım/dın; yaralarım oldun. . .



Aşikâr içimdeki sözcükler
yine de
anlatamıyorum seni sana ve kendime
cesareti yok yüreğimin. . .
ne gidebiliyorum senden
ne kalabiliyorum sana
her geçen gün gel-gitlerde boğuluyor yüreğim. . .

 



-kendime söz geçiremeyişim!-
bu ilk değildi…
“Büyüdük” derken yüreğimin hala çocuk kaldığını,
söz dinlemediğini fark ediyorum yine
ve yine hüzün oluyor sen olan yanım. . .

 



sustum
ve sen yine bilmedin!


 


odamın kuytu köşeleri sırdaşım,
senli anlatımlarım
kırık, parça. . .
düşlerim matemde bu gece
ve yüreğim kan revan




 

 

 

gittin!


 


geride bıraktığın -ben-i düşünmeyerek
belki de hiç bana gelmeyerek


 



gittin!

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/8/2008 - Adın; Sükût deyip susuyorum…

Kategori: Siir





Adın;
Sükût diyip susuyorum…
Gece;
Yine seni d/üşüyorum…

 

 

Bak ellerimde kırık dökük
Umut sökük, neş'e sökük
Giyindiğim hicran, en yenisinden,
Kanattım yine dünleri.
Uykular kan tadında ey sevgili!
Yetim kılıp her şeyinden beni
Yokluğunu ilikliyorlar yüreğime..
İzbe çukurlarda dermansız,
Bir başıma,
Naçar soluklardayım.
Hangi nefeste ansam adını
Bir bahar havası, avuçlarımda.
Göğüm mavileniyor,
Yeşilleniyor dalım.
Sensiz hep divane, yorgun
Bilinmez yollara çıkıyorum sevgili!
Kapanıyor, yüzüme kapılar.
Elimde kalıyor tutunduklarım.
Devriliyorum!...

 


Sendeliyorum yokluğunun üzerinde.
El ver düşüyorum sevgili!
Ölesi iliştirildim ki acıya,
Sıyrılamıyorum!..

 


Gel döndür beni bu yollardan!
Sağnak sağnak bir hüzün yağıyor üstüme
Acının küf kokusu ağır,
Kırılgan ellerimde…
Birbirine dolanıyor ayaklarım
Düşüp kalıyorum…
Avuç avuç sen ağlıyorum,
Direniyorum sevgili!
Kanadı kırık turnalar gibi,
Yağmura hasret bulutlar gibi,
Sabahı bekleyen geceler gibi,
Bekliyorum!..

 


Yokluğun kaplıyor göğümü,
Gülmeler kan tadı,
Geceler hüzün makamında.
Toprağını örtüyor üzerime,
Kaskatı gecenin solukları.
Bir el ver sevgili ne olur
Doğrulamıyorum!..

 

 

Adın;
Sükût diyip susuyorum…
Gece;
Yine seni d/üşüyorum…

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/8/2008 - Bilmezdim Sevgininde Bir Rengi Olduğunu

Kategori: Siir





An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma. 
An olur, buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında. 
Umut ki, bitivermiş daha yolun en başında... 
Ne yolumdasın ne yolsun sen bana... 
Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu, 
Bilmezdim, umudun bir renginin de siyah olduğunu. 

 


Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim... 
Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım. 
Gölgen ki, düşüvermiş kalbime…
Ne yakınsın ne uzaksın sen bana. 
Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu... 
Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu. 

 


Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk, 
Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk... 
Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle, 
Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana…
Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu…
Bilmezdim, gökkuşağının da çiçek gibi solduğunu. 

 


Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur. 
Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur. 
Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu... 
Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana 
Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu, 
Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu... 

 


Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim... 
Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim. 
Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde... 
Ne yalansın ne doğrusun sen bana... 
Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu. 
Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu. 

 


Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur... 
Son olur, sözler biter şiirler nağme nağme konuşur. 
Adın ki şiir oluvermiş dudaklarımda, 
Ne aşkımsın ne canımsın sen bana. 
Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu, 
Bilmezdim, canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu... 

 


Nilgün Pakyıldız





Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/8/2008 - Dokunsan Yüreğime (Uyaksız Sevda)

Kategori: Siir




Sen gittin ya dilim yarım, uyaklarım kayıp
Gidişinle tükendi kelimeler


Kanayan düşlerimin içinden
Çekip çıkarıldı kimsesiz esir hisler


Candı, kandı.. ama hükmü yoktu
Çaresizlik tavında demini almıştı yarınlar


Adı olmayan bir sevda, çıkmaz sokak misali
Takılıp kaldı dikenlerine imkansızlığın


Yokluğun bıçak gibi keserken geceyi
Karanlık gülümsedi bir an
Ve ardında yeşerdi cansız seviler..
Sözler uyumsuzluğunu kusarken gecenin koynuna
Sahipsiz uyaksız sevdaya dair tüm kelimeler


Kimliksiz bir duygunun esaretinde bedeni olmayan ruhlar,
Ruhsuz bedenlere inat,
Canhıraş bir çabayla tutunmakta bugüne.
Dünden bugüne..
Dünün gölgesinde yaşarken bugünü
Ama sevdasız ama yarınsız
Keşke’lerin kaygısı çöreklenmiş yorgun bedenlere


Özgürlüğü takıp bir kuşun kanatlarına
Yarınlardan uzanmak vardı sevgili sana
Hiçbir şeyi umursamadan
Dikenli tellere rağmen.
Kanayan ellerimize, yüreğimize
Birbirine hasret bedenlerimize
İmkansızlığa rağmen..
Bana rağmen..
Sana rağmen..


Sınırlar yok etmeden bizi..
Tek bir kez.
Son kez.
Dokunsan yüreğime..
Ve ben o an ölsem
Gece gözlerinin derinliğinde...
Tek bir kez ve son kez...


“İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz biz, dokunsak kanar ellerimiz”

 


Sema Şener







Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda




Sonunda sustum ve bir akşamüstü aşkı sırtından vurdum!


Boomp3.com

Bu blogtaki yazılar alıntıdır.